Omurga kırıkları; yüksekten düşme, trafik kazaları gibi şiddetli travmalar sonucu oluşabileceği gibi, kemik erimesi (osteoporoz) veya tümöral süreçlere bağlı olarak “çökme” şeklinde de meydana gelebilir.
Kırığın tipi, omurganın stabilitesini bozup bozmadığı ve sinir sistemi üzerinde bir baskı yaratıp yaratmadığı, tedavi haritamızı belirleyen en temel unsurlardır. Özellikle kemik erimesine bağlı gelişen çökme kırıklarında, cerrahi kesi yapmadan uyguladığımız minimal invaziv yöntemler, hastanın şiddetli ağrılarını dindirmede ve omurga yüksekliğini korumada altın standarttır.
Kifoplasti ve vertebroplasti gibi “kapalı” tekniklerle, sadece lokal veya hafif bir sedasyon altında, cilt üzerinden ince bir kanül aracılığıyla kırık bölgeye ulaşılır. Omurganın içerisine enjekte edilen tıbbi kemik çimentosu, kırığı içeriden dondurarak stabil hale getirir. Bu doku dostu yaklaşım, hastanın operasyondan hemen sonra ağrılarının dindiğini hissetmesini sağlar. Kas dokusuna zarar verilmediği ve büyük kesiler açılmadığı için enfeksiyon riski minimize edilir ve hastalarımız genellikle aynı gün ayağa kalkarak sosyal yaşamlarına dönebilirler.
Daha karmaşık veya “instabil” olarak adlandırılan parçalı kırıklarda, omuriliği korumak ve omurganın taşıyıcı gücünü yeniden inşa etmek için cerrahi stabilizasyon (vida ve platin uygulamaları) gerekebilir. Modern mikrocerrahi ve ileri görüntüleme teknolojileri sayesinde, bu stabilizasyon işlemleri milimetrik bir hassasiyetle gerçekleştirilir. Amacımız, omurganın doğal dizilimini geri kazandırarak sinir sistemini mutlak güvence altına almaktır.

Omurga kırığının kendisi sinir hasarı ve felç riski taşır; cerrahi müdahalenin amacı ise tam olarak bu riski ortadan kaldırmaktır. Günümüzde kullanılan ileri nöromonitörizasyon ve yüksek çözünürlüklü görüntüleme sistemleri, sinirlerin operasyon boyunca anlık olarak takip edilmesini sağlar. Uzman cerrahi teknikler sayesinde cerrahiye bağlı felç riski modern tıpta yok denecek kadar düşük seviyelere indirilmiştir.
Hafif vakalarda korse ile takip bir seçenek olabilir; ancak korse kullanımı ileri yaştaki hastalarda hareket kısıtlılığına, kas zayıflığına ve solunum problemlerine yol açabilir. Kifoplasti veya vertebroplasti gibi kapalı yöntemler, hastayı aylar süren korse kullanımından ve dayanılmaz ağrılardan kurtararak aynı gün ayağa kalkma imkanı sunduğu için yaşam kalitesini korumak adına öncelikli tercih edilmektedir.
Omurga cerrahisinde kullanılan platin ve vidalar, vücutla %100 uyumlu titanyum alaşımlı tıbbi malzemelerdir ve alerji yapma riskleri yoktur. Bu materyaller, kırık tamamen kaynadıktan sonra bile (hastada özel bir rahatsızlık yaratmadığı sürece) ömür boyu vücutta kalabilirler. Genellikle hastayı rahatsız etmedikleri için ikinci bir ameliyatla çıkarılmalarına gerek duyulmaz.